Uykusuz
yine gözüme uyku girmiyor. tavana bakıp bütün hayatımı bir film gibi izliyorum. yaptığım hatalar, söyleyemediğim sözler, gidip de dönmeyenler... gece insanı kendiyle baş başa bırakıyor, kaçış yok.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
yine gözüme uyku girmiyor. tavana bakıp bütün hayatımı bir film gibi izliyorum. yaptığım hatalar, söyleyemediğim sözler, gidip de dönmeyenler... gece insanı kendiyle baş başa bırakıyor, kaçış yok.
gündüz herkes bir rol oynuyor. güçlü görün, mutlu görün, idare et. ama gece olunca, ışıklar sönünce maskeler de düşüyor. en dürüst itiraflar hep gece yarısı yazılır. çünkü karanlık, yargılamıyor.
saat gece üçü geçiyor yine uyuyamadım. bu saatlerde her şey daha dürüst oluyor sanki. gündüz taktığımız maskeler düşüyor. keşke insanlar birbirine hep bu saatteki gibi konuşsa.
Herkes uyurken ben yazarım, şehrin bütün sırlarını. Bir lamba, bir ben, bir de söylenmemiş cümlelerin ağırlığı.
Gitmek bir eylem, doğru..Lakin insan gidince ne hisseder? Nedir gidişinin sebebi, bazı gidişler kalamayıştan mı ibarettir? Unutmak peki, gidişin hangi kısmında? İnsan gittiği gün unutabilir mi? Kaygıl…
Şehir uyurken uyanık kalan tek şey, söylenmemiş cümlelerdi.